Top Social

Image Slider

Şehir efsanesi çıktı; Mevsimsel depresyon da yalanmış.

ahmet rasim küçükusta, depresyon, antidepresan, antidepresan tuzağı, uydurma hastalıklar,


Kışın güneş ışınlarının daha az olmasıyla ilişkilendirilen ve halk arasında “mevsimsel depresyon” adıyla bilinen hastalığın bir şehir efsanesi olduğu açıklandı.
Auburn Üniversitesi uzmanları tarafından gerçekleştirilen ve Clinical Psychological Science’ da yayınlanan araştırma 30 seneden beri ayrı bir hastalık olarak tarif edilen “seasonal affective disorder” ın (SAD) varlığını ispat eden objektif veriler olmadığını gösteriyor (1).
Ortalama yaşları 52 olan 34 bin 294 kişiyle yapılan telefon görüşmelerinde depresyon belirtileri ile mevsimin, enlemin ve güneşe maruz kalma arasındaki ilişki araştırıldı.
Uzmanlar, araştırmayı telefonla rastgele seçilen kişiler üzerinde Behavioural Risk Factor Surveillance System’ e göre, depresyon sınıflamasını ise kısa adı PHQ-8 olan Patient Health Questionnaire skalasına göre yaptılar.
PHQ-8’ e göre 1754 katılımcıda depresyon olduğu tespit edildi.
Araştırmaya göre, depresyonun enlem, mevsim ve güneş ışınları ile bir ilgisi yok ve sonuçlar majör depresyonda mevsimsel bir etkinin olduğunu göstermiyor.
Mevsimsel depresyonun adı mukaddes kitapta da geçiyor
Tıp dilinde “seasonal affective disorder” (SAD) adıyla bilinen tablo psikiyatri âleminin mukaddes kitabı American Psychiatric manual DSM-5’ da yer alıyor.
İnsanların yüzde 3’ ünde kış depresyonu görüldüğünü bildiren Royal College of Psychiatrists de SAD’ i bir hastalık olarak kabul ediyor.
SAD diğer depresyonlar gibi konuşma veya ilaçlarla tedavi edilebiliyor; yeteri kadar delil olmasa da bazı hastalar ışık kabini tedavisinden (light box therapy) fayda görebiliyor.
Depresyon klinik bir teşhis olmaması ve telefonla yapılan bir sorgulamaya dayandırılması gibi bazı kusurları olan bu araştırma önemsenmeyecek gibi değil.
Mevsimsel depresyon ilaç endüstrisinin istediği bir hastalıktır
Araştırmayı yapan uzmanlardan Steven LoBello “Depresyon gelir ve gider. Bir kişinin sonbaharda veya kışın depresyon belirtileri göstermesi bunun mevsimle ilgili olduğunu ispat etmez. Depresyonun mevsimlerle bir ilişkisi olsa bile bu oldukça nadirdir” diyor.
Lenox Hill Hospital psikiyatri direktörü Dr. M. Lorber de görüşlerini “SAD meşru bir teşhis olamaz. İlaç endüstrisi ilaç satışlarını artırmak için SAD’ ın standart bir teşhis olmasını istiyor” şeklinde dile getiriyor (2, 3).
Bahar depresyonu var
Bizim psikiyatri âleminin kış depresyonundan başka bir de bahar depresyonu var.
Psikiyatri uzmanı Dr. Orhan Karaca diyor ki (4):
En az 2 yıl üst üste olmak kaydıyla, yılın belli dönemlerinde ortaya çıkan, sebep olarak herhangi bir yaşam olayının gösterilemediği duygu durum çökmelerine mevsimsel depresyon denir.
Gün ışığının azalmaya başladığı sonbahar ve kış ayları mevsimsel depresyon açısından yüksek risk taşıyan dönemlerdir. Ancak, ilkbahar ve yaz aylarında da görülebilir.
Soygeçmişte bipolar bozukluk (Manik Depresif Bozukluk), depresyon gibi hastalıkların olması, kadın olmak, zor yaşam koşulları, ağır fiziksel hastalıklar, gün ışığından az yararlanan bölgeler (kutuplara yakın olan bölgeler gibi) mevsimsel depresyon açısından riski arttırır.”
Mukaddes kitabın içyüzü
Amerikan Psikiyatri Derneği, psikiyatri âleminin kitabı mukaddesi DSM-5’ i dünyanın 39 ülkesinden psikiyatri ve psikolojinin tüm alanlarında 1.500’ den fazla bilim adamının eseri olduğunu belirterek savunuyor.
Gel gelelim DSM-5’ i kaleme alan uzmanların yüzde 70 kadarının endüstri ile çıkar ilişkileri olması, bağımsız ve tarafsız olmasa gereken bu rehberin itibarına gölge düşürüyor.
Bir önceki baskıyı (DSM-IV) oluşturan çalışma kolunun başkanı olan Alan Frances’ in “müthiş derecede kusurlu” diye nitelediği kitap hakkındaki tenkitleri özetle şöyle (5, 6):
45 senelik öğrenci, uygulayıcı ve öğretici psikiyatri kariyerimin en üzgün günlerini yaşıyorum.
Yapılan değişiklikler tehlikeli ve bilimsel olarak da güvenilir değil.
Doktorlara, medyaya ve halka şüpheci olmalarını ve büyük boyutlarda aşırı-teşhis ve zararlı aşırı-tedavilere yol açacak DSM-5’i körü körüne takip etmemelerini tavsiye ediyorum”.
Gelelim neticeye
Sözümüzü Alan Frances ile bağlayalım:
Normal üzüntü, oburluk, dikkat dağınıklığı, kaygı, stres tepkileri, öfke nöbetleri, yaşlılığın unutkanlığı ve davranış bağımlılığı psikiyatrik bir hastalık olacak ve uygunsuz ilaçlar verilmeye başlanacak.
Dikkat ve kaynakların hayatın normal problemlerine sahip olanlara sarf edilmesi, gerçek psikiyatrik problemleri olanların doğru teşhis ve etkili tedavilerden mahrum kalmasına yol açacak.
Hastalarımız da toplumumuz da ruh sağlığı profesyonelleri de iyi şeyleri hak ediyorlar.
Mental hastalıkları olanlara bakmak soylu ve faydalı bir iştir ama sınırlarımızı da bilmek ve içinde kalmak zorundayız.
DSM-5, tıbbın en mukaddes ve en çok da ihmâl edilen ilkesini ihlâl ediyor: Önce zarar verme!”
| Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Kaynaklar: 


Şunları siz de yaşıyorsanız, üzerinizde cinni bir sıkıntı var | Mehmet Fahri Sertkaya



Dikkatle okuyun, şunlar sizde de oluyor mu? 

- Yolda giderken sürekli olarak binaları, balkonları, pencereleri sayıyorsanız,

- Ayna karşısına geçince sürekli kendi kendinize gülüyor ve konuşuyorsanız,

- Kulaklarınızda sürekli olarak çınlama ve uğuldama duyuyor ve sebepsiz ısınma hissediyor ama işitme kaybı ya da kulak ağrısı yaşamıyorsanız.,

- Gözlerinizin önünde gerçekte olmayan saç teli ya da ip parçası gibi siyah bir gölge oluşuyorsa ve bir yere sabitlenip bakarken yani gözünüz hareket etmez iken de gözünüzde sanal olarak oluşan ip gibi bu siyah görüntü hareket ediyor, sağdan sola, soldan sağa gidiyorsa

- Rüyalarınızda sürekli korkutuluyorsanız. Gece rüyalarınızda sanki gerçek hayatta bir şeylerle boğuşuyor ya da savaşıyormuş gibi sürekli olarak enerji harcıyor ve sabah tarifsiz bir yorgunluk ve sıkıntılı hal ile uyanıyorsanız

- Uykuya dalarken ya da daldıktan hemen sonra sanki bir yerden düşüyormuş gibi bir ruh hali ile uyanıyorsanız

- Yakın zamanda yaşadığınız önemli olayları bile unutmuşsanız, unuttuğunuzun farkında değilseniz ve ancak arkadaşlarınızın uyarıları ile şaşırarak hatırlıyorsanız.

- Bir olaydan bahsederken "Bir kaç sene önce idi" diyorsanız ama çevrenizin ikazı ile söz konusu olayın 10 hatta 15 sene önce olduğunu fark ediyorsanız.

- Aslında tam olarak içinde bulunduğunuz ayın, yılın hatta yaşınızın bilincinde hareket edemiyorsanız. Zamanı algılamada bir bulanıklık söz konusu ise...

- Aslında tam olarak içinde bulunduğunuz şehri hatta yıllardır oturduğunuz evi bile algılayamıyorsanız, zaman ve mekanı ölçme kabiliyetiniz kısmen hasar almışsa...

- Aslında sevdiğiniz kişileri bile sürekli kırıyor ve sürekli olarak "Ben bunu nasıl yaptım, ben bunu nasıl söyledim." ya da "Ben neden böyle yapıyorum. Ne gereği vardı şimdi bunu yapmanın. Bunu neden ve niçin yaptığımı anlayamıyorum." diyor da, kendinize çok kızdığınız bu şeyleri yapmamaya gayret ediyor ama nasıl olduğunu anlayamadan hep yeniden yeniden yapıyorsanız.

- Okuduğunuz kitapları normalin dışında bir unutma ile unutuyorsanız. Bir kitabı çok uzun yıllar önce okuduğunuzu zan ederken, henüz bir iki yıl ya da bir iki ay önce okuduğunuz meydana çıkıyor ve şaşırıyorsanız. Ya da tam tersine olarak birkaç ay önce okuduğunuzu zan ediyorsunuz da aslında uzun yıllar önce okuduğunuz gerçeği ile yüzleşiyorsanız. 

- Bütün gayretinize rağmen hemen hiçbir zaman hiçbir işe gereğince odaklanamıyorsanız.

- Beyninizin içinde sanal bir dünya dönüyorsa, sanal görüntüler, hisler, duygular yaşanıyorsa... Oturup durduğunuz yerde bile sanki bir dünya savaşı yaşanıyor ve oturduğunuz yerde ta çocukluğunuzu bile adeta oraya tekrar gidip yeniden yaşarmış gibi yaşıyor ve aynı acıları, sıkıntıları adeta yeniden ve aynı şiddette yaşıyorsanız. İstenmeyen bu hatıraları yeniden ve isteğiniz dışında hatırlar iken, ilk defa bu olayları yaşadığınız andaki kadar sıkıntı, üzüntü, şaşkınlık, heyecan, korku, endişe, gerginlik, pişmanlık duyuyorsanız. Aslında yakın ve uzak geçmişinizdeki kötü anıları hiç hatırlamak ve mevzu etmek istemediğiniz halde sanki iradeniz dışında sürekli gözünüzün önüne getiriliyor ve yeniden yaşatılıyorsa...

- Çocuğunuz, kızınız ya da bir aile üyeniz, çok basit bir sebeple, olmadık bir sebeple kavga edip bütün ailesini bir kalemde silip evden kaçtı ise ve geri de gelmiyorsa...

- Aşırı kilo kaybı yaşıyor adeta mum gibi eriyor iken hiçbir tıbbi teşhis konulamıyor ve hızla ölüme gidiyorsanız

- Kollarınızda, ayaklarınızda, omuzlarınızda, özellikle de ensenizde sürekli ve şiddetli ağrılar varsa, bundan sebep kendinizi sürekli bitkin, yorgun his ediyorsanız ve yerinizden kalkıp su almak bile size ölüm gibi geliyorsa...

- Vücudunuzun sürekli olarak bir aktiviteden, ne olduğunu bilmediğiniz bir şer kuvvet ile mücadele etmekten zayıf ve hasta düştüğünü fark ediyorsanız ya da şu andan itibaren farkına varacaksanız. Saçlarınızın dökülmesine, diş etlerinizin çekilmesine, cildinizin bozulmasına, renginizin solmasına, gözünüzün ferinin gitmesine sebep olan, sürekli aşırı enerji harcatan bir şey olduğunu his ediyor ama bunun ne olduğunu bulmak ve çaresini de bulmak isterken, nasıl olduğunu bile anlamadan bu düşüncenizin unutturulduğunu ve bu meselenin üzerine gidemediğinizi aylar sonra bir daha şaşkınlıkla akledebiliyorsanız...

- Belirli bir tıbbi rahatsızlık söz konusu olmadığı halde cinsel gücünüz aşırı zayıflıyor hatta uzun zaman aralığında cinsi münasebette bulunamıyorsanız. Ya da hiç istemediğiniz halde çok çok aşırı cinsel gücünüz varsa. Ya da aylarca yıllarca bile cinsi münasebette bulunulamamasını vajinusmus hastalığı zan ediyorsanız...

- Sizde ve eşinizde belirlenebilen hiçbir tıbbi rahatsızlık söz konusu değil iken uzun yıllardır çocuğunuz olmuyorsa.

- Evinizden dışarı çıktığınızda, sokaklarda yürüdüğünüzde, başka evlere, hanelere girdiğinizde anlaşılmayan bir şekilde aşırı sıkılıp daralıyor ve bir an önce evinize koşar adımlarla geri dönmek istiyorsanız. Evinizden yıllarca hiç dışarı çıkmamak mümkün olsa gönül rızası ile çıkmayacaksanız.

Bunlardan birkaçı ya da çoğu sizde ve aile fertlerinizden birinde bulunuyorsa, soyu tükenmek üzere olan "kelaynak" kuşları misali de olsa, hala bu dünyada ve bu ülkede, sırf Allah rızası için, insanlardan maddi bir talepte bulunmadan, yapılan sihir ve büyüleri bozmaya vesile olabilen ilim sahibi kişiler var ve derhal onlardan birini bulmanız gerekiyor.

Onlardan birini ararken de dikkatli olmanız gerekiyor. Zira meydanda dolananların binde dokuz yüz doksan dokuzu sahtekar ve hırsız. Kendi bağlayıp sonra kendi çözenler, anlaşarak biri bağlayıp diğeri çözenler, çözebilecekmiş gibi yapıp yıllarca sömürenler bile var. Siz "kelaynak" kuşlarını bir an önce bulun.

Psikologlara, psikiyatrlara ve ilaç sektörüne de soyulmayın. Uzun yıllar şifa bulacağınız ümidi ile boş yere yeşil reçeteli ilaçlarla çile çekmeyin. Etrafınıza da çektirmeyin. Sizden önce sözde bilim psikiyatrinin sömürü tuzağına düşenlerin ve onlarca yıl sonra bile tedavi olamamışların hallerine bakın, ibret alın.

Sihir-büyü hususunu abartmayın, her şeyi buna bağlamayın ama küçümseyip hafife de almayın.

Bilin ki o "kelaynak" kuşları misali nesli tükenmek üzere olan gerçek hocalar, haya sahibi olurlar. Gözleri yerde olur. Yüzleri nurlu olur. Sözleri kibar ve ince olur. Kadınlarla asla aynı odada baş başa kalmazlar. Hatta tokalaşmazlar. Büyüyü çözeceğim diye kadınların ellerini bile tutmazlar. Ailelerin yanında da olsa asla kadınların saçların başlarını açtırmazlar. Helale harama, şer'i emir ve yasaklara dikkat ederler. Bırakın günah batağında olmayı, sigara bile içmezler. Kendilerini övmezler. Sizden, ücret belirleyip baştan para istemezler. Masrafını çıkarsın ve geçimini temin etsin diye, gönül rızası ile verdiğiniz makul miktarda parayı kabul ederler ve fazlasını da istemezler. Size kimin kastettiğini, asla ama asla söylemezler.

Son olarak, şu yazıyı okurken "Sanki bazıları bende var gibi ama yok yok, bana sihir büyü işlemez." ya da "Tamam. Sanki bazıları bende var gibi ama bunların büyüden kaynaklandığı ne malum. Hem "kelaynak" kuşları misali az var dedi, ben nereden bulurum." dediyseniz, herkesten önce sizin bu işin ehline bir danışmanız gerekiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya (#mfs) | Psikiyatrinin Karanlık Yüzü

Psikiyatrinin uydurma çocuk hastalıkları; hiperaktivite ve dikkat eksikliği... | Akademi Dergisi

akademi dergisi, psikiyatrik çocuk hastalıkları, hiperaktivite, psikiyatrinin karanlık yüzü, psikiyatri bilim mi, dikkat eksikliği, video izle, abd, intihar, ilaç endüstrisi,

Videoyu ok.ru kanalımızdan izleyin...


BU YAYINIMIZI SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞMAYIN, çünkü CIA SANSÜRLEYECEK ve kimse görmeyecek.

Bizi, gerçek sahibi CIA olan Facebook başta olmak üzere, Amerikan sosyal ağlarının  ve video kanallarının hiçbirinde sağlıklı/sansürsüz/özgür bir şekilde takip edemezsiniz. Senelerdir sansürleniyoruz ve bunu yüzlerce somut teknik delil ile, ayrıca binlerce kişinin şahitliği ile ispat edebiliyoruz. Buradaki yayınlarımızı/videolarımızı da Amerikan sosyal ağları üzerinden yaymayı başaramazsınız.

BİZİ TELEGRAM GRUBUMUZDAN TAKİP ETMELİSİNİZ

Paylaşımlarımızı anında görüp takip etmenin tek sağlıklı yolu Telegram grubumuza üye olmanızdır. WhatsApp'ın da gerçek sahibi CIA'dır ve Telegram, WhatsApp'ın alternatifi olan bir yazılımdır, bize has ve tarafımızdan üretilen bir yazılım değildir. Dünyada, onlarca devlette yüz milyonlarca kişi tarafından güvenle kullanılır. Güncel paylaşımlarımızdan anında haberdar olmak için www.telegram.org adresinden, kullandığınız cihaza uygun olan bir uygulamasını kurup, şuradaki Telegram kanalımıza takipçi olabilirsiniz: http://www.t.me/AkademiDergisi


Lütfen okuyun: Milletimiz arasında hatalı bir şekilde 'Süleymancılar' denilen 'Süleymanlılar' cemaati ve ayrıca Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) hazretleri hakkında en doğru bilgileri şuralardan alabilirsiniz: 

- İlmi meseleler, sohbetler, nasihatler: http://www.SuleymancilarCemaati.com

- Siyasi ve tarihi meseleler: https://medium.com/@suleymancilarcemaati